25 Aralık 2013 Çarşamba

Kahhar azabı!.

Her gidiş ayrılık değil ki! Can havliyle saldırılır kapatılan o kapılara.
 Kahhar azabıdır gidişlerden kalan, molası olmak/sızın.

Hatırlatmak!.

Bazen ağır bir rutubet kokusu yayılır yakınlarıma, genelde sabaha karşı.
Geçmişe biçtiği payları hatırlatmakla görevli.

Aklıma düş/tü yine!.

Sesimde beni işitmiyor. Şiir ve sigara gezinse yetiyor damarlarda.
 Boş sızlanmalar aslında bunlar, biliyorum. Aklıma düş'tü yine!.

''Biz'sizlik!.

Sen ve ''biz''sizlik, tüm ana hatlarıyla hüzünden ibaret.

Devasa acılar!.

Devasa acılara deva aramamayı öğrendik! Kendi kıyametimize
 O' ellerce devrildiğimiz de. Ve her şeye rağmen helal ettik geçmişi.

Umudun mavisi!.

Bize her yeni güne umudun mavisiyle bakabilen,
 masumiyetini yitirmemiş bakışlar gerekli hafız...

Araf!.

Biz kendi masalımız'dan kovulduk. Gidenlerin arasına karışıyorsun,
ve sanırım en doğru kelime bu: Araf güzel...

Klişeler!.

Şu klişe olmuş; dünde bıraktıklarım bugünden beklediklerim sözünün içi bile,
 yaşamın hayatıma gel buradan yak! deme şekli.

Sokak lambaları!.

Hüzne gebe umutları olan bir insanın, bir insanda yeniden hayat bulması
zordur. Sokak lambalarının isi sinmiştir yarınlarına.

Uçurumları giyinmek!.

İnsan sıyırdığı son noktada yazmaya başlıyormuş böyle.
Bazıları buna paranoya dese de, ben; uçurumları giyinmek diyorum.

Kendine iyi bak! Derler.

Bildiği bir şey vardı, hatta 'kendine iyi bak' bile dedi. Sözleri Can alıcı/ydı.
Çekip gidenlerin, gülüp geçenlerin arasına karıştı.

Ver'yansın!.

Canın acımasından öte, sızlamasına çare bulamıyor insan. Bir başladığı
zaman akıl kafiyeli düşüncelere, ver yansın artık.

Küçümseme/meli geçmişi!.

En büyük kurtarıcıdır şiirler, yokluklarında bürünülen. Kalemler karalar
susturulursa yürekleri kanatır, küçümseme/meli geçmişi.

Kuretli/dir virgüller!.

Bazı düşünceler hiç noktalanamaz, hep bir virgül daha. Yaşam kablosu
olur hayatın. Hurafe gibidir nokta, kudretli/dir virgüller.

Sobe!.

Gözü kapalı güven diye bir şey vardı?. Hani şu gözünü dahi açamadan
kaybolanlara ithafen. Sobe deyince kazanıyor muyduk oyunu?.

H/içtenlik!.

H/içtenlik dolu bir günün son kırıntıları. Sustukça yırtılan nefesler,
kursaklarda boğulan heveslerin üstüne yakılan son sigara.

Dünyadan çıkabilmek!.

Kötü rüyalardan kaçar gibi, dünyanın içinden kendimi bir çıkarabilsem!
İhanet sızısı keskin bıçakların boğazıma dayanmadığı yerlere.

Engebeler!.

Beklemek! Yalın hali değil yalnızlığın, en kalabalık yanı. Martı akınları,
ölümlü düş yığınları, kuru kalabalık engebeler diz boyu.

Özetle/mek!.

Ben gözlerinde ki şiiri yazardım, hep anımsayacağım yerden
Neyse düşüncelerine yük olmasın isterim. Özetle/meyi severdi/n.

Hiç bir ayrılık da acı/sız dinmez!.

Damardaki kan tütüne ateş olduğunda anlıyor insan, yalpaladığını.
Ayrı gayrıların şafağında, hiç bir ayrılık da acı/sız dinmez!.

Dingin vesveseler!.

Asılmış yüzler dolu balkonlar, ''gideceği belliydi'' fısıltıları eşliğinde.
Ola ki ya gelirse? İyi mi o acaba? Dingin vesveseler!.

Mesafelerin esarete dönüşü!.

Mesafeleri esarete dönüştüren razıdır ayrılığa. Suların ters akışına,
ve alabora edecek şiddetli sancılardan sıyırmıştır kendini.

Gidişlerin vuslatı prangalarda!.

Unuttururlar elbet O'na da gidişlerin vuslatını prangaya almayı!
Biçilen hayalleri başkalarına giydirip gezintiler başladığında.

Bir şiir daha devir gitsin!

İzin çıkmadı, olmadı! kalbinden. Alışmalı artık bu ebedi korkuya,
yitirenin dostu kızıl geceler. Bir şiir daha devir gitsin!.

Nerede kaybolduğunun önemi var mı!

İnsanın nerede kaybolduğu önemlimi? neden kaybolduğunun yanında.
Azaltabilir mi? O'nun kirpik uçlarına asılı olan ömrün hüsranını.

Bazen sadece sevsin istersin!

Hayata, zamana hatta kendime boşluğumun tek sebebi aramızda ki
yokluğun. Çok şey değildi, beni sensizlikten koru sev istedim.

Ayrılığın tuz tadında genizi yakması!.

Rüzgarın sesi bile nahif, genzimi yakan acı bir tuz tadı.
Sensizlikte bile seninle baş başa kalıyorum kıyasıya, ne garip.

Ketumdur yalnızlıklar!.

Bir aşinalık var gülümseyişlerinde. Sevda şarkılarını başucumda bekletip,
ketum yalnızlığıma okkalı tokadını indirecek gibi.

Rus ruleti!. Bazen Aşk.

Dene! denemek gerekli diyen kalbi susturmakla başlamalı.
İpeksi gömlekleri giydirmek istiyor tenime. Yaylım ateşli rus ruleti!.

Kocaman gülümseyişler!.

Umudu gülümsetmek gibi, sonsuzluğu yoktu O'na dair düşlerin.
Kocaman gülümseyişler biriktiriyorum, gel/eceğe serpiştirmeye.

Tek düzedir gerçekler!.

Biçare bekleyişler tüken/mez!. Yalanlar kadar ne kanatabilir ki
insanın içini? İstenilen cevapları vermeyecek tekdüze gerçekler.

Vazgeçimi dize getirebilmek!.

Adının uğramadığı güzergahlar var mı bu gezegende?
Mezarlığa nazır vedalardan geçmeyen, vazgeçimi dize getirebileceğim!.

Özlemi zapt edebilmek!

Günler geçer, haftalar hatta aylar, arsızdır sevdalar bitti/m bit artık
diyemezsin. Dizginlerini bile zor zapt edersin özlemin.

Yine de var'olsun dersin!.

Bazen gözler solar, ama anılar capcanlı durur içinde. Yüreğin ölüdür
yine de var'olsun dersin! Yollara düş/üş ve mevsim hep kış.

Kıyamet bazen sevgiliden gelir!.

Devasa acılara deva aramamayı öğrendik! Kendi kıyametimize
O' ellerce devrildiğimiz de. Ve her şeye rağmen helal ettik geçmişi.

Bazen!. Efkar bile güzeldir.. Sevdiğinden gelen.

Bazen dersin; efkar olsa çökse içime! Her haliyle soluğunu kesen/dir.
Ötesi yoktur! Korkarsın O'nsuzluktan işte.

Kusurlu hareketler!.

Geçmek bilmeyen geçmiş her defasında kafa üstü çakılmak gibi!
Akla düşüşleri bir kargaşa, tüm kusurlu hareketlere davet/iye.

Kuşkusuzdur özlem sorgulama!.

Yanındaki varlığıma meydan okuyabilirsin, ya içimdekine?
Günü bitirmek için içimdeki sana tutunmam gerekli, kuşkusuz sorgulama.

Göz bebeğinde ki neşe!.

Suretindeki değil, ama göz bebeğindeki neşesini kaybettiğinde insan,
varoluşunu anlıyor. Doğru/lamaz doğrultamaz artık ruhunu.

Başkalaşmak!.

Bazen hınca hınç yalnızlıklara kaçar insan. Zira öfke özlemi kaldırabilme
gücü verir. Acıya tutunulur, başkalaşmış olarak.

Emek gerek!

Hayatta emek vermediğin hiçbir şeyin sınavından mucize bekleme. 
Beklersen yalnızca emek verenleri seyretmekle yetinirsin.